Arkeoloji dünyası, 1973 yılında Polonya’dan gelen gizemli bir ölüm haberiyle sarsıldı. Tarihçiler ve araştırmacılar, ülkenin en büyük hükümdarlarından biri olan Polonya Kralı ve Litvanya Büyük Dükü IV. Casimir Jagiellon’un (IV. Kazimierz Jagiellończyk) Wawel Kalesi’ndeki mezarını açmaya hazırlanıyordu. Devletin tarihi yapılara erişimi sıkı şekilde kısıtladığı o dönemde, Krakow Başpiskoposu Karol Wojtyła (geleceğin Papa II. Jean Paul’ü) araştırma ekibine özel bir izin verdi.
Ancak bu izin, tarihin en ölümcül arkeolojik trajedilerinden birinin kapısını aralayacaktı. Mezara giren 12 araştırmacıdan dördü birkaç gün içinde hayatını kaybetti. Haftalar içinde bu sayı 10’a yükseldi ve birkaç yıl içinde laboratuvarda kralın kalıntıları ve kraliyet nişanları üzerinde çalışanlarla birlikte toplam 15 kişi zamansız bir şekilde hayatını kaybetti.
MEZARIN İÇİNDEKİ GERÇEK CANAVAR
1922 yılında Firavun Tutankhamun’un mezarını açtıktan 5 ay sonra ölen Lord Carnarvon’un hikayesi, dünyayı bir “mumya laneti” mitine inandırmıştı. Carnarvon’un ölüm nedeni resmi kayıtlarda zatürre ve sivrisinek ısırığı enfeksiyonu olarak geçse de, modern tıp bu kapalı alanlarda solunan ölümcül mantar sporlarına (Aspergillosis) işaret ediyordu.
1973 yılında Polonyalı araştırmacılar mezara girmeden önce kendi aralarında bu lanet hikayeleriyle dalga geçmişlerdi. Ancak içeride onları bekleyen şey doğanın ta kendisiydi.
Olayın ardından Polonyalı mikrobiyolog Bolesław Smyk, kralın mezarından, kıyafetlerinden ve krallık nişanlarından örnekler aldı. Sonuçlar ürkütücüydü: Mezarın içinde yoğun miktarda Aspergillus flavus, Penicillium rubrum ve Penicillium rugulosum mantarları üremişti.
Aspergillus flavus, aflatoksin adı verilen son derece güçlü, zehirli ve kanserojen maddeler üretir. Normal şartlarda bu sporlar sadece hafif alerjik reaksiyonlara veya ateşe yol açar. Ancak 500 yıl boyunca tamamen izole, karanlık ve havasız kalmış bir kraliyet mezarında bu sporlar o kadar yüksek bir konsantrasyona ulaşmıştı ki, mezar açıldığı an solunması akciğerleri doğrudan istila etmelerine yetti. Kurbanların bağışıklık sistemleri bu yoğun saldırı karşısında çöktü ve karaciğer ile akciğer yetmezliğinden hayatlarını kaybettiler.
HER ŞEY CENAZE HATASI YÜZÜNDEN BAŞLADI
Kral IV. Casimir, 1492 yılında 65 yaşında öldüğünde, Polonya tarihinin en sıcak yazlarından biri yaşanıyordu. Kralın bedeni hızla deforme olmaya başlamıştı. Dönemin cenaze görevlileri, çürümeyi gizlemek ve kokuyu önlemek için aceleyle cesedi kalın koruyucu kumaşlarla kapladılar, üzerine özel reçineler sürdüler ve basit ahşap bir tabuta koyup mezarı mühürlediler.
Farkında olmadan mantarlar için kusursuz bir ziyafet sofrası hazırlamışlardı. Nem, sıcaklık, organik ahşap ve insan kalıntıları, Aspergillus flavus mantarının yüzyıllar boyunca beslenip devasa bir koloni kurmasını sağladı. 13 Nisan 1973’te araştırmacılar mezar kapağını kaldırdığında tabut tamamen çürümüştü ancak mantar sporları havaya karışmaya hazır ölümcül birer gaz gibi bekliyordu.
MODERN ARAŞTIRMALAR NE DİYOR?
2015 yılında Journal of the Air & Waste Management Association dergisinde yayımlanan bir çalışmada, Wawel da dahil olmak üzere Polonya’daki tarihi kriptaların (yeraltı mezarlıklarının) hava kalitesi ölçüldü. Araştırma, bu kapalı mekanlardaki mantar ve bakteri popülasyonunun, günümüzde bile mesleki maruz kalma sınırlarının çok üzerinde olduğunu doğruladı. Uzmanlar, bu tür tarihi alanlarda çalışan arkeologların ve restoratörlerin mutlaka özel koruyucu maskeler ve kıyafetler kullanması gerektiği konusunda net uyarılarda bulunuyor.
Kral IV. Casimir’in trajedisi, tarihin “lanet” olarak adlandırdığı pek çok mistik olayın arkasında aslında biyolojik ve mikroskobik gerçeklerin yattığını kanıtlayan en net örneklerden biri olarak bilim tarihine geçti.
The post Girmeden önce dalga geçmişlerdi: 500 yıllık sırrı görünce anlatacak kadar yaşayamadılar first appeared on Kilis Egitim.